Nasıl Olur da Sana Secde Etmez Bir İnsan


Kaç trilyon hücreden, yaratırsın bedeni,
Her bedene yüklersin, bir varoluş nedeni.
Evrendeki her zerre, tesbih ederken seni,
   Baş eğerken emrine, bu kâinat , bu mîzan;
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Ömür yetmez, verdiğin bir nefesin şükrüne,
Ne mümkün bedel biçmek, yaşattığın bir güne.
Cennetleri vâdettin, hem de Kur'ân üstüne.
   Haykırırken tabutlar, musallada an be an;
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Mûcizeler verirsin; kulak duyar, göz görür,
Kalp atar, dil konuşur, el tutar, ayak yürür.
Mal, mülk, evlât verirsin; hepsi de yüz güldürür,
   Sağnak sağnak yağarken, bunca rahmet ve ihsan;
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Fırtınalı denizden, kurtarırsın kulunu,
Bir şans daha verirsin, ve açarsın yolunu,
Lâkin; Sana eş koşar, cübbesini, çulunu,
   Bu büyük nankörlüğü, reddederken o vicdan,
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

İçki, zina ve kumar, birer şeytan oltası,
Dünyaya hükmediyor, cehâletin sultası,
Din, cahilin elinde, oldu zulüm baltası,
   Peygamber ahlâkını, emrederken o Kur'ân,
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Şeytan ki; unutturur, o mahşer dehşetini,
Gıybet ile yedirir, ölmüş kardeş etini.
Cehenneme yol eder, bu dünya servetini;
   Davul zurna çalarak, gelirken bunca hüsran;
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Çok şükür ! Rahmetinin, farkındayım nicedir,
Sensiz geçen saniye, sabahsız bir gecedir.
Bilirim.. Senin affın, azâbından yücedir;
   Yetmiyor kudretine, hiçbir söz, hiçbir lisan;
   Nasıl olur da Sana, secde etmez bir insan !.

Cengiz Numanoğlu



22/10/2009 | Kategori: NAMAZ | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

“Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı.”


“Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı.” (DUHA-3) Bu ayet beni çok etkiliyor..

Diyelim başınıza istemediğiniz bir olay geldi..Yıkık, perişansınız.. Kimse ile görüşmek istemiyorsunuz. Çoğunluk size küsmüş gibi. Yalnızsınız.

“Herkes benden uzak, herkes bana kırgın” düşüncesi içinde çöküntü yaşıyorsunuz. Yalnızlığınızın karanlık mağarasına şu ayet bir güneş gibi doğuyor:


“Rabbin sana ne darıldı, ne de seni bıraktı” (Duha-3)

Kim kırılırsa kırılsın, kim darılırsa darılsın, kim terk ederse etsin. Rabbim terk etmiyor, kırılmıyor ya.. ne gam! .. Bu ne büyük ferahlık değil mi?..

***

Başınızda ağır bir dert var. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Sanki bu sorun hayatınızın sonunu hazırlıyor gibi. İşte o an ayet yetişiyor imdada:
“Demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var! Zorluğun yanında bir kolaylık muhakkak var! ” (İnşirah-5/6)

Garantiyi veren Allah! . Hem de ne garanti, her zorlukla beraber bir de kolaylık geleceği “mutlaka” ifadesi ile pekiştirilip ikna olalım diye iki kere tekrarlanıyor.

Ayet; kolaylığın zorluk içinde saklı olduğunu, çözümün sorunda gizli olduğunu da fısıldıyor. Bu manayı duymuş olan Niyazi Mısri(k.s) şöyle demiş:

“Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş”

***

Yakup, oğlu Yusuf’u yitireli 40 yıl olmuş. Bedeni bu ıstıraba dayanamamış da gözleri kör olmuş. Ama hala ümit içinde evladını bekliyor. Kardeşler Mısır’dan kervanla dönünce: “Kervanda Yusuf kokusu alıyorum” demiş Yakup.

Oğulları acı acı gülerek: “Baba, 40 yıl geçti, hala mı ümit, hala mı Yusuf? . Geç bunları geç” demişler. Yakup’un cevabı ümit dolu: “Allah ın rahmetinden ümit kesmeyiniz"..

İçinde bulunduğunuz çukurdan çıkamayacak gibi hissediyorsanuz kendinizi. İşte hem teselli hem ümit size:

“Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer-53)

***

Maddi sıkıntınız hat safhada.. Yoksul düştüğünüzü hissediyorsunuz. İflas ettiniz.. Sıfırı tükettiniz yani. Nasıl ayağa kalkarım düşüncesi içinde boğulurken ayet size yeni bir ümitveriyor:

“Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe-28 )

***

Bir yakınınız ölümcül hastalıkla yatağa düştü... Doktorlar fazlaca ümit vermiyorlar. Çoğu kere Onu nasıl teselli edeceğinizi dahi bilemiyorsunuz. Gerçek ortada iken moral vermeye çalışmak sanki sahte davranmak gibi geliyor size. Ciddi bir delil olmalı ki hastanıza siz de inanarak moral verebilesiniz. Eyyub Nebi var Kur’an’da... Hastalıkların, dertlerin en ağırına müptela olmuş ama sıhhate kavuşmuş. Onun hali size dayanak oluyor:

“Kulumuz Eyyub u da an, o zaman Rabbine şöyle nida etmişti: “Bak bana, meşekkat ve acı ile şeytan dokundu! Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun. (Sa’d-41/43)

***

Olayları, gelişmeleri yorumlamakta, tavır belirlemekte zorlanıyorsunuz. Bazen her şey lehinize giderken, bazı dönemlerde de yığınla aleyhinize gelişmeler oluyor. Aslında Allah Sisteminde lehte yada aleyhte düzenlemeler söz konusu değil. Sadece olması gereken; olması
gerektiği en uygun vakitte gelişiyor. Ama yine de bazı şeyleri yediremiyorsunuz kendinize. Bir tutamak arıyorsunuz. Ayet el veriyor size:

“Olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara-216)

Rabbimiz ALLAH (c.c.).. Rasülümüz HZ. MUHAMMED (s.a.v).. Kitabımız KUR’AN.. Yolumuz SIRAT-I MÜSTAKİM... Bizden bahtiyarı yok dünyada! .. Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zafer ve başarı bizim. Bunu da kafadan söylemiyoruz, Kur’an konuşuyor:


“Vel Akıbetü lil Müttakin” (Kasas-83) yani : “Akıbet(hayırlı son, güzel sonuç) Müttakiler (takvayı kuşananlar,korunanlar, inanca sarılanlar) içindir!.

1/8/2009 | Kategori: DINI KONULAR - DINI YAZILAR | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Sanmaki Dert Sadece Sende VAR


Sanmaki dert sadece sende var. sendeki derdi nimet sayanlar da var.

Demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden  iğrendim... 
onun derdini gördüm, derdime imrendim....  

***

Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...

1/7/2009 | Kategori: _HAYATa Da_R_ _Hayata Bizimle Gulumseyin___ | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Hayat bir gündür o da bugündür



Hayat bir gündür o da bugündür  

 

Ömür dedigin üç gündür,dün geldi geçti yarin meçhuldür, O halde ömür dedigin bir gündür,o da bugündür.. Cok zaman onceydi. O kadar zaman onceydi ki zaman diye bir sey yoktu. Insanlar günes dogup batincaya kadar yasiyorlardi hayati. Bir daha hic olmayacakmis gibi dolu ve anlamli. Derken zaman diye uc parcali bir sey icat etti insan. Bir parcasina dun dedi, diger parcasina bugun, oteki parçasina da yarin. Sonra fesat karisti zamana ve insan bugunu unuttu. Dunu dusunup pisman oldu, yarini dusunup telaslandi, ama isin ilginc tarafi tum telas ve pismanliklari gunes dogup batincaya kadar yasadi. Farkinda olmadan rezil etti bu gununu. Oysa yarin, bugune dun diyor, dunde bu gün icin yarin diyordu. Bir turlu beceremedi. Bir eliyle yarina, diger eliyle dune yapisti. Bu gunu eline yuzune bulastirdi... Mutsuz oldu insan. VE ne gariptir ki yarinin telasini da, dunun pismanligini da hep bugun yasadi; ama bugunu hic yasayamadi. Ne yarin ne de dun!

1/7/2009 | Kategori: _HAYATa Da_R_ _Hayata Bizimle Gulumseyin___ | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

GÜLÜMSEMENİN ÖNEMİ



GÜLÜMSEMENİN ÖNEMİ

Bir gülümsemenin insanlar üzerinde çok büyük bir etkisi vardır, güleryüzün birçok kapıları açtığını bilirsiniz. Çünkü gülümsemede insanlar kendi iç haletlerini, samimiyetlerini veya samimi olmadıklarını açıkça ifade ederler. Bunu katiyen gizleyemezler. İnsanın gerçek haleti gülümsemesi sırasında belli olur. Candan gülen bir insanla gözlerinin içiyle, bütün yüz kaslarıyla, bütün vücuduyla gülen bir insanla, sadece iş olsun diye dişlerini gösterip adeta tıslayarak gülen bir insan arasında çok büyük bir fark vardır. Fotoğrafı çekilen fotomodellerin gülümsemeleri gülümseme değildir. Eskiden çok güzel komedyenler vardı. Onlar o kadar güzel gülerlerdi ki, herhangi bir espri yapmalarına bile gerek kalmazdı. Onların gülüşlerini de seyretseniz, sanki fevkalade güzel bir tirat dinlemiş gibi olurdunuz. Şimdi artık insanlar pek gülümseyemiyorlar. Çünkü hem kendilerine hem de başkalarına karşı daima işkilli, şüpheci bir durumdalar; ikilemler içerisinde yaşıyoruz.
Elbette ki gülümsemek güzel bir şeydir, gülmek güzel bir şeydir. Bulabilirseniz, Bergson’un Gülmek diye, aşağı yukarı 40-50 sayfalık çok güzel bir kitapçığı vardır. Orada gülmenin ne kadar değerli bir şey olduğunu, onun psikolojisini, onun şuuraltı ile olan ilgisini gayet güzel anlatmıştır. Onu bulursanız okuyun ve arkadaşlarınıza da tavsiye edin. Gülümsemeyi lütfen ihmal etmeyin.

“Evrensel İnsan”, Ergün Arıkdal,

Ruh ve Madde Yayınları

VEeeee gülümse şimdi =))


1/7/2009 | Kategori: _HAYATa Da_R_ _Hayata Bizimle Gulumseyin___ | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar |